Senaryo Nedir?

En son güncellendiği tarih: 24 Oca 2018

Yazabilirsin Sezon 1 / Senaryo // Bölüm 8 #bebeyimsin



Senaryo;

Televizyon, sinema ve artık internet gibi görsel kitle iletişim araçları üzerinden insanlara sunulmak için üretilen hikayelerin, bir ürün olarak ortaya konulana kadar geçirdiği tüm süreçte, ekibin kullandığı teknik bir metindir. Hikayenin, çekilmeden önceki son çıktısıdır. Teknik bir metindir.


Biz senaryoyu, senaryo ile üretilebilen ürünlerin;

  1. Uzun Metraj Filmler

  2. Kısa Metraj Filmler

  3. Televizyon Dizileri

  4. Reklam Filmleri

  5. Müzik Klibi ve Videolar

  6. Belgeseller

ayrımını göz önünde bulundurarak, 6 ayrı format üzerinden inceleyeceğiz.

Bir süre, bu teknik metnin teknik format gerekliliklerini incelerken, her biri için ortak olan kurallar üzerinden gitmeyi planlıyorum. Ama yer yer birbirlerine nazaran farklarından bahsederken, yer yer her biri için ayrı bölümler hazırlamam gerekecek.


Bu arada, Uzun Metraj ve Kısa Metraj film dediğinizde bir de;

Ana Akım

Bağımsız / Sanat

olmak üzere bu iki farklı film yapma modeline hizmet eden senaryoların, hazırlanma, sunulma ve satılma mantığı birbirinden çok farklı olduğu için, onları da kendi içinde ayrı ayrı incelemek gerekebilir.


Çekilecek olan ürün her ne olursa olsun ya da her ne modele uygun üretilirse üretilsin, senaryoyu şöyle düşünebilirsiniz;

O ürünün içinde, her ne gösterilecekse, her ne söylenecek, yapılacak ya da anlatılacaksa, tamamının, sahne sıralaması, sahne içindeki aksiyon, sahnelerin gün ve mekan dengeleri, diyaloglar dahil, en ufak ayrıntı dahi atlanmaksızın yazıldığı teknik bir klavuz. O ürünü gerçekleştirme klavuzu.


Dolayısıyla, evet teknik anlamda bir şeyleri buradan sizlerle paylaşabilirim. Her türlü ihtiyacı ve ihtimali hesaba katarak sıkı bir program hazırladım sizler için. Ancak, bu öyle bir iş ki, her an araştırmaya açık, her an merak eden, sorgulayan bir kaşif ruhu istiyor. Asla bir kere öğrenip o öğrendiklerinizle yetinemiyorsunuz. Yazdığınız her bir yeni hikaye, o hikayeyi senaryoya dökmeye başladığınızda kendi içinde farklı farklı çözümlere ihtiyaç duyacak. Senaryo yazmak bana başlı başına bir çeşit problem çözümü gibi geliyor. Çok ciddi bir hesap kitap ve analiz işi. Hayalinizde canlanan ve tüm formatları uygulayarak son haline getirdiğiniz o hikayeyi, bu teknik metne dökerken, sürekli kafanız bir sonraki sahnenin ekrana aktarımıyla ilgili bir çözüm arayışında olacak. O yüzden, burada sizlerle paylaştığım bilgilerin tamamının, zamanında benim çözüm ararken araştırıp öğrendiğim bilgilerden ibaret olacağını, kendi araştırma yolculuğunuzun da artık başladığını ve bir çok şeyi yine kendi çabanızla araştırıp öğrenebileceğinizi unutmayın. Bu yüzden yalnızca anlatıp geçmiyor, sürekli her konuyla ilgili verebildiğim kadar ek kaynak veriyorum. Amacım, benim sizin öğrenmenize yardım ettiğim şeylerin karşılığında sizin de benim bir şeyleri öğrenmemi sağlamanız. Forumumuz bu yüzden var. Umarım üyesindir ve umarım devamında öğrendiklerini sen de bizimle paylaşırsın.


Mesela hiçbir fikrimin olmadığı ama senaryosunun nasıl yazıldığını çok merak ettiğim bir ürün daha var. Alternatif sonlu video oyunları (Multiple Ending Video Games) için senaryo yazan birilerinden bu işle ilgili bir şeyler öğrenmeyi gerçekten çok isterdim. Oyun oynamıyorum. Hayatımda hiç oynamadım diyebilirim. Tetris bile oynamadım sanırım. Ama son zamanlarda sıklıkla duyduğum, gördüğüm bu oyun çeşidi gerçekten ilgimi çekmeye başladı. Bildiğiniz gibi, oyunların da senaryo ekipleri var. Yalnızca yazılımcılar tarafından yaratılmıyor oyunlar. Başlangıcında, uzun ve çok ciddi bir hikaye yazma süreci var. Ardından da film gibi senaryoya dökülüyor. Benim ilgimi çeken, hikayenin tüm kontrolünün, oyunu oynayan kişide olması. Özellikle alternatif sonlu, oyuncunun interaktif olarak hikayenin gidişatını, finalini değiştirebildiği oyunlarda.


Bu arada, bir zamanlar aynen bu oyunlar gibi, filmlerinin yapılacağını ve film ilerlerken ara ara sana sunulan seçeneklerden tercih ettiğine göre hikayeyi farklı bir akışla izleyebileceğini konuşuyordu insanlar. Ama henüz öyle bir film duymadım. Düşüncesi bile çok heyecanlı. Böyle bir senaryoyu kapanıp okumak isterdim yemeden içmeden. Hele ki öyle bir senaryoyu yazan ekipte yer aldığını hayal etsene! neden olmasın?


1 Senaryo = 1 Yıl

Senaryo yazmak istiyorsan, tek bir hikaye için ortalama 1 yılını gözden çıkarman lazım. Oturup direkt yazmaya başlayabileceğiniz bir format değil bu. Senaryoya gelene kadar hazırlamanız gereken pek çok şey var. 8. bölümde "Senaryo Nedir?" e ancak gelebilmemizden bunu anlamışsınızdır. Tagline harici tüm başlıklar, senaryoyu yazmaya başlamadan önce yapmanız gereken çalışmaları sizlere açıklamak içindi.

  • Bir düşüncenizi karşı tarafa bir film üzerinden aktarmakla ilgili yarattığınız fikri bulmak,

  • Fikrinizin aktarımında özellikle dilini oluşturabilmek için ihtiyaç duyacağınız araştırmalarınızı tamamlamak,

  • Araştırmalarını tamamladığınız fikrinizin etrafına bir hikaye kurmak, kurduğunuz bu hikayeyi özetleyerek sorgulamak ve kontrol etmek,

  • Hikayeden emin olduktan sonra detaylarına girmek,

  • Hikayenize hizmet edecek ya da hikayenizi kullanacak karakterlerinizi yaratmak,

  • Tüm detaylarıyla ortaya koyduğunuz hikaye akışınızın başına gelebilecek muhtemel revizyonları tamamlamak,

  • Hikayenizin akışına etki eden karakterlerinizin analizini hazırlamak,

  • Son halini kitlediğiniz detaylı hikaye akışınızı ve karakter analizinizi kullanarak, hikayenizin ince ayrıntılarına girmek yani son aşama olarak senaryonun o teknik metninin kuralları çerçevesinde yazmaya başlamak

Yani tüm bu yerine getirilmesi gereken adımlarıyla başlı başına bir proje olan senaryo yazımı sizden ortalama olarak 1 yıllık bir süreyi istiyor.


Herhangi bir senaryo örneği incelediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.Tabi ki yazmadan önce olabildiğince fazla senaryo okumalısın. Özellikle imkanın varsa bazı senaryoları filmi çekilmeden okumaya çalış. Etrafında bu işlerle ilgilenen insanlar varsa rica et okumayı. Eğer böyle bir imkanın yoksa da çekildikten sonra senaryosu paylaşılan bir sürü film var. Mesela Cem Yılmaz çektiği her filmin senaryosunu paylaşıyor. Bana yakın zamanda Eşkiya filminin senaryo kitabı önerildi ama bulamadım. Hala araştırıyorum. Bulursam sizlerle de paylaşrım.


Dikkat

Ama bu senaryo örneği okuma mevzusunda dikkat etmeniz gereken birkaç şey var;

1- Okuduğun her bir senaryonun, kendi hikayesini en uygulanabilir ve doğru şekilde aktarmak için yazıldığını unutma. Başlangıç seviyesindeyken örnek senaryoları, asla kendi yazdığın yazmakta olduğun ya da yazacağın senaryonla kıyaslama. Çünkü piyasadaki tüm senaryo örnekleri olabilen en kusursuz hallerine getirildikten sonra paylaşılıyor. Yani, filmler çekilip bittikten sonra filmin vizyon haline uygun olarak, senaryo son kez elden geçiriliyor. Sizin okuduklarınız asla, senaryonun sete girdiği hali değil. Ama öyleymiş gibi paylaşıldığı için ve siz okuduğunuzda, izlediğiniz filmin bire bir aynısını gördüğünüz için kusursuz yazılmış bir senaryoyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu kendinize olan güveninizi ve senaryonun büyük hatalara açık bir format olduğunu unutmanıza sebep olacaktır. Bu hataya düşmeyin.


2- Okuduğunuz her senaryoyu, doğru yazılmış diye düşünerek, yazım tekniği konusunda bir şeyleri yanlış ezberlemeyin. Okuduğunuz her senaryoda, benzer sahne aktarımlarındaki çözümlerini kıyaslayın. Eğer yabancı diliniz idare eder seviyedeyse, özellikle farklı ülke yapımı filmlerin senaryolarına da göz atın. Uluslararası standartları, elinizdeki yerli işle kıyaslayın. Her şeyi birbiri ile kıyaslayın. Araştırın. Bir sahnenin daha önce hiç görmediğiniz şekilde aktarılmadığını görürseniz üzerine gidin, başka örneği var mı inceleyin.


3- Kendi örnek senaryolarınızı yaratın. Dışarıdan aldığınız örnekler size farklı yazarların ellerinden çıkan işleri inceleme şansı verecek eve ama sizin kendi elinizden çıkanları da sıklıkla incelemeniz lazım. Zaten bir senaryo yazana kadar senaryoya benzeyen o kadar çok şey yazacaksınız ki. Her biri sizin için bir örnek, üzerinde çalışmanız, alıştırma, pratik yapmanız için müthiş birer taslaklar. Sürekli yazın. Deneyin. Ama elbette, onu bir senaryo olarak yazabileceğiniz aşamaya gelen kadar yaptığınız pratiklerinizi tamamladıktan sonra.


4- Script to Screen gibi sosyal medya hesaplarını sadece eğlencesine takip edin çünkü hepsi birer romantizm ürünü. Kült filmlerin en akılda kalan ve etkileyen sahnelerinden diyalog ağırlıklı aktarılan senaryo kesitleri, o filmlerin orjinal senaryolarından alınmıyorlar. Filmlerin şu anki hallerinin aktarıldığı metinler gibi düşünün onları. Yine teknik anlamda evet bakın hangi sahneyi senaryo üzerinde nasıl çözmüşler diye. Ama sakın, o şekilde yazıldı ve o şekilde çekildi diye düşünmeyin. Çekildi ve sonra yazıldılar. Ama göz atmak, sevdiğiniz filmlerden sizde etki bırakan sahneleri yeniden görmek güzel.


Bu, örnek senaryo okuma konusunun benim açımdan çok hassas olmasının şöyle bir sebebi var;

Öğrenmeye başladığım zaman, eşten dosttan toplayabildiğim kadar senaryo topladım. Çekilmişler, eskiler, yeniler, henüz çekilmemişler ve şu anda vizyonda olanlar dahil elimde yığınla senaryo var. Bir de, çekilip bittikten sonra film ekibi tarafından halka açılan, belki bir kitap olarak basılan bir sürü senaryo gördüm. Sonradan basılanlar, film bittikten ve vizyondan kalktıktan sonra düzeltilmiş kopyalar diyorum çünkü senaryo bu kadar kusursuz yazılabilen bir şey değil. Onlara gidip şunu sorasım geliyor; "Senin setinde hiç mi bir şey aksamadı?" "Hiç mi hata yapmadınız, her şey mi mükemmel kusursuz gitti?" "Sen bu kadar mı kusursuz bir yazarsın ki yazdığın her şey en ufak bir değişiklik olmadan sana sadık kalarak çekildi?" Yani imkansız böyle bir şey arkadaşlar.


Daha önce size sinopsis ve tretmanı anlatırken, senaryonun bu işin en son çıktısı olduğunu, bu yüzden de çok fazla didiklendiğini söylemiştim. Yönetmen müdehaleleri, reji uygulamaları, oyuncunun karakter yorumlamaları, produksüyon imkanları, yapımcı etkisi derken o senaryo kesinlikle ama kesinlikle yazıldığı gibi çekilemiyor. Hala yeteri kadar profesyonel yaklaşmıyoruz hiçbir şeye bence. Çok fazla açığımız var. Çok fazla eksiğimiz var. Bilmediğimiz çok şey var. Bu bilmiyor oluşun başımıza açtığı sorunları da örtmeye çalışınca bu bilmemezlik dalga halinde yayılmaya devam ediyor. Bunu ne zaman fark edeceğiz bilmiyorum. Halbuki hataları da bilse yeni öğrenen, aynı hayatı yapmamaya çalışacak, doğrusunu öğrenmeye zorlayacak kendisini. Ama herkes o kadar doğru yapıyor gibi gösteriyor ki kendisini, kimse doğrusunu öğrenemiyor. Herkes sürekli aynı hataları baştan yapmaya devam ediyor daha önce öyle bir hatayı duymadığı, görmediği, kimse ona yaptığı hatayı anlatmadığı için.


Ve ben bu şekilde düşündüğüm için sizlerle yakın zamanda büyük bir hayal kırıklığı yaratan kısa film senaryomu paylaşmak istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde finalistlerine ödüllerin dağıtıldığı Sabancı Vakfı Kısa Film Platformu Kısa Film Uzun Etki yarışmasının bu yılki "Çocuk İşçiler" temalı filmi için bir senaryo yazmıştım.

Daha aklıma gelen fikirden itibaren senaryoma aşık olmuştum. Yazıp bitirdiğimde kime göndersem, kime okutsam inanılmaz güzel tepkiler aldım. Her okuyan bayıldı ben zaten bayılıyordum. Onu o kadar çok sevdim ki, içinde hikayeyi kurarken yarattığım hiçbir çözümden vazgeçmedim ve bu vazgeçmeyiş bana sette çok büyük zorluk yaşattı. Çünkü elimdeki imkanları, setimin neye elverişli olup olmadığını, ekibimin yeterliliğini, teknik anlamda senaryoda kurguladıklarımın nasıl gerçekleştirilebileceğini, kısacası senaryomun uygulanabilirliğini hiçbir şekilde hesaba katmamıştım. Senaryoma fazla bağlanmıştım ve bu yapılabilecek en büyük hataydı.


Büyük hata yaptım.

Bir senaryonun, hatalı yazılması demek sadece hikaye kurgusunda, karakter yaratımında, diyalog yazımında, tekniğinde hata yapmak değil. Senaryonun uygulanabilirliğini hesaba katmadan yazılmış bir senaryo da hatalı bir senaryodur. Hatta senaryo yazarken yapabileceğiniz en büyük hata "Uygulanabilirliği" sorgulamamak. Ben neredeyse hiç sorgulamamıştım. Sete iki gün kala ekibim değişti. Mekanım değişti. Hava şartları uygun değildi ama yine de çekmeye gittim. Zamanlamayla ilgili yaptığım bir hatadan dolayı tüm setim mahvoldu, planlanan sahnelerin yalnızca çeyreğini çekebildim. Israrla çekip bitirmek için hırsla uğraştım. Tekrar herşeyi organize ettim ve tekrar çektim. Ama senaryomda hiçbir şeyi değiştirmedim. Bakın, set öncesi onca aksaklık oluyor o kadar şey değişiyor ama ben hala aynı senaryoyu olduğu gibi, içindeki hiçbir çözümü değiştirmeden çekmeye çalışıyorum. Böyle bir saçmalık olamaz. Ama oldu. Yaptım.


Sonuçta film olmadı ve ben hem bu filmin senaryosunu buradan, hem de olmayan o başarısız filmi projenin Youtube kanalından sizlerle paylaşıyorum. Bu belki bir çeşit utanç tablosu olarak değerlendirilebilirdi ama benim için sorun yok. Evet utanıyorum ama hiçbir tepki, benim kendi içimde kendi kendime yaşattığımdan daha fazlasını yaşatamaz. Bunu biliyorum ve en önemlisi, birbirimizle sadece başarılarımızı, kusursuzluklarımızı, gurur duyduğumuz şeyleri paylaşarak birbirimize kattığımız şeyleri kısıtlıyoruz. Özellikle paylaşan ve öğreten insanlar olarak, utançlarımızı, hatalarımızı, pişmanlıklarımızı ve kaygılarımızı paylaşmamız lazım.


Elinizden çıkan hiçbir işe aşık olmayın.

"Bebeğim" lafını çok saçma buluyorum artık. "Onlar benim bebeğim", "Yazdığım her şey benim çocuğum gibi" vs Bunları bir kenara bırakalım.

İşlerimiz bizim bebeklerimiz, çocuklarımız olamazlar. Çünkü işlerimize karşı bu derece sevgi dolu, karşılık beklemeden, sabırla ve anlayışla alttan alarak yaklaşamayız. İşimizi, sürekli sorgulamak, yermek, silkeleyip ara ara kendine getirmek, yermek zorundayız. Ben de "Kayıp"ın senaryosuna "Bebeyimsin" diyordum. Öyle bir şey yok.


Kaynak;

Senaryoyla ilgili tüm konularda bu web sitelerini sıklıkla ziyaret edebilir, araştırmalarınız için yararlanabilirsiniz;

http://www.sinematek.org/

http://www.scriptmag.com/about-script-magazine/


https://screenwriting.io/


https://screencraft.org/


http://www.gokhanyorgancigil.com/









1,136 görüntüleme