Senaryoda Flashback Nasıl Kullanılır?

En son güncellendiği tarih: 23 Haz 2018

Yazabilirsin Sezon 1 / Senaryo // Bölüm 23 #flashback


Hikaye anlatımında temel bazı kurallar var. Bu kurallar, hikayenin kullanılacağı mecraya, servis edileceği piyasaya ya da işin türüne göre esnetilebilir ya da çeşitli deneysel yaklaşımlarla bir şekilde çeşitlendirilebilir, evrilebilir. Ama yok sayılamazlar. Çünkü her ne amaçla ve neye hizmet eder şekilde üretilmiş olursa olsun, hikayenin özü, her zaman hikayedir. Başarısız olan filmler, başarısız olan diziler, başarısız olan öyküleri başarısız olan romanlar, başarısız olan çocuk hikaye kitapları. Bunların hepsinin ortak noktası, özlerinde yer alan hikaye olgusunun ihtiyaç duyduğu kuralları uygulamayı unutmalarıdır.


Bu kurallara olan sahiplenici yaklaşımı ve tam tersi disiplinle işleyen yok sayıcı bilinçsizliği, bu proje dahilinde işlediğim her bir konu için yeniden dillendirebilir, ayrı ayrı ele alabiliriz. Çünkü bu kural, tüm kurallar için geçerli. Kuralları unutmama kuralı. Hepsi de için de ayrı ayrı hayati önem taşıyor. Kurallara olan hassasiyeti Flashback başlığında ele almamın özel bir sebebi yok. Ama Flashback de doğru uygulanmazsa, hikayenizi karman çorman hale getirebilecek, ucuzlaştıracak, karakterlerinizin anlaşılabilirliğini, sempatilerini, daha doğrusu izleyicinin karakterinizle kuracağı empatiyi olumsuz etkileyecek pek çok sonuca sebep olabilir. En önemlisi de hikayenin dramatik gücünü zayıflatacaktır.


Hikaye anlatımında, flashbacklerden yararlanmanın en temel kuralı, flashback tekniğinin kullanımını yalnızca ana karakterlerinizle sınırlı tutmak.


Flashback, hikayenin akışında ihtiyaç duyduğunuz zaman geriye dönebilmek, geçmişte gösterdiğiniz ya da anlattığınız bir şeyleri tekrar göstermek, hatırlatmak için müthiş bir yol. Yazarken de, hikaye içindeki kurguya yerleştirirken de çok keyifli bir üretim süreci veriyor yazara. Ama bu keyfe kapılarak, bu giriftli, bu karmaşık kurguda hikayeyi örerken aldığınız zevki abartıp, kullanımının donuzu kaçırmamak lazım. Hikayedeki her bir karakter için bu gidip gelmeleri kullanacak olursanız yazarken aldığınız hazzın, hikaye sonucunda bütününü ele aldığınızda başınıza ne büyük sorunlar açacağını baştan düşünmekte fayda var.


Bu sebeple diğer bir önemli kural, sadece ama sadece, hikayeyi kronolojik olarak anlatmanın asla mümkün olmayacağı durumlarda flashback i kullanmak. Bu kural sizi kendisiyle birlikte bir kuralı daha değerlendirmek durumunda bırakacak. O da "Anlatma, göster." kuralı. Çünkü eğer ne olursa olsun, hikayeyi bölmeden, anlatı akışını kesmeden, geçmişe gidip gelmeler yapmadan anlatmaya zorlarsanız, bu defa göstermeden anlatmak durumunda kalacaksınız. Akışı duraklatıp, geriye giderek o detayı vermek hikaye örgüsüne zarar verir mi vermez mi? Gidip göstermesem, bir karaktere anlattırsam dramatik etkiyi ve kurgunun dinamiğini zayıflatır mıyım?


Bunun çözümünü çoğu zaman yazarlar öyle bulmuştur. Önce karaktere anlattırmaya başlarlar. İzleyici, karakterin ağzından duyduğu o anları hayal etmeye zorlar kendisini ve bir şeyler canlandırmaya başlarken gözünün önünde hikaye sözü edilen zamana döner, karakterin anlattığı olayların devamını artık ondan dinlemez, görmeye başlarız. Sonra yeniden karaktere döneriz. Genel olarak anlatılacak zaman dilimi kısa bir süreyle anlatılabilecekse evet bu bir flashbacktir. Ama elimizdeki hikayenin büyük bir çoğunluğu, hatta özü o geçmişse, o zaman bu bir flashback değildir, biz bir dönem filmi bir anı filmi, belki tarihi belki de biyografik bir film izliyoruzdur.


İşte flashbackle ilgili bir çıkmaz. Flashback i, bu tarz biyografik ya da tarihi filmlerde ayırdetmek biraz zor görünüyor. Başlangıçta bir anlatıcı varsa, bu anlatıcı ister filmdeki kahramanın kendisinin şu anki hali olsun, ister filmdeki başka bir kahraman, isterse bir tanrı anlatıcı fark etmez. Biyografik ya da tarihi filmlerde, giriş bu şekilde bugünden yapıldığı için izlediğimiz her sahneyi flashback olarak değerlendirebileceğimize dair bir izlenime kapılıyorsunuz. Ama bu yanlış. Bu her ne kadar ekrana yansıyan kesitte öyle olsa da, siz bunu yazarken bu şekilde değerlendirerek yazamazsınız.

Mesela Forest Gump / Forrest Gump (1994) kendi hayat hikayesini anlatarak başlar, sonra biz tüm film boyunca onun otobüs durağında anlattığı hikayeyi izleriz. Sonra olay yine otobüs durağına dönüp şimdinin finaline gider. O sonu görmeden önce arada geçmişe dair bilmemiz gerekenleri dinlediğimizi varsayalım. Evet bu bir çeşit flashback, ama tüm o geçmişin anlatıldığı sahneler birer flashback olarak ele alınmamışlar. Filmin senaryosunu incelemek için buraya tıklayabilirsiniz. Senaryoyu incelediğinizde ya da filmi izlediğinizde, açılış sahnesinde hem senaryoda sahne başlığında hem de ekranda (1981) tarihini göreceksiniz. Sonra Forest ve otobüs durağındaki kadının sahnesi var ve ardından yeni sahneye geçerek Forest'ın anlattığı döneme gidiyoruz ve bu defa da hem senaryoda sahne başlığında hem de filmde ekranda (1951) tarihini görüyoruz. Yani tam 30 sene öncesine gittik ve uzunca bir süre 30 sene öncesinden başlayıp, bu otobüs durağına geri gelene kadarki 30 yıllık olaylar serisini izleyeceğiz. Dilerseniz ARŞİV'den senaryoyu indirebilirsiniz.


Tom Hanks'den aklıma yine "Senaryoda Ses ve Anlatı" başlığında ele aldığım Cloud Atlas / Bulut Atlas filmindeki Zachry'nin şu anki halinden geçmişindeki deneyimlerine dair dinlediğimiz hikaye kurgusu geldi. Filmin başlangıcı ve finali, Zachry'nin bugünki yaşlı haliyle yapılmış, arada geçen uzunca bir zamanda da geçmişte yaşananları görmüştük.


Aynı şekilde, TITANIC / TITANIC (1997) de tamamen geçmişe gidişten yararlanan bir filmdir. Tamamen biyografik film kodlarıyla yaratılmıştır. Aslında esinlenme bir kurgusu vardır. Ama biz gerçekten yaşanmış olaylar olarak, bu olayı gerçekten yaşadığını düşünerek izlediğimiz bir karakterin bugünki halinden o günü dinleriz. Buraya tıklayarak filmin senaryosunu inceleyebilirsiniz.


Film okyanusta yapılan araştırmalarla açılıyor ve Rose, araştırma ekibinin geçmişe dair sorduğu sorulara yanıt vermeye başladığında, Rose'la birlikte biz de o günlere gidiyoruz. Buraya tıklayarak bahsettiğim sahneyi izleyebilirsiniz.


Ardından hikaye yeniden bugüne yani Rose'un artık çoktan yaşlandığı ve yaşananların çok uzakta kaldığı güne dönüp finale bağlanıyoruz. Buraya tıklayarak bahsettiğim sahneyi izleyebilirsiniz.


Rose öldüğünde, öteki hayatına geçip, o gün Titanic'de ölen diğer insanların yanına gidiş ve Jack'e kavuşma sahnesini de unutmamak lazım. Konumuzla alakalı değil, ama çok iyi bir fikir değil miydi bu sahne? Buraya tıklayarak bahsettiğim sahneyi izleyebilirsiniz. Yazı bittikten sonra Titanic'i tekrar mı izlesem?


Neyse konumuza dönecek olursak Flashback sahnelerini;

İster tarihin içinden bir kesiti ya da olayı anlatan tarihi bir film olsun,

İster bir karakterin geçmişinden kesitleri anlatan biyografik bir film olsun,

İster hikaye akışı standart akan bir film olsun,

öncelikle standart bir sahne gibi ele almalıyız.


Eğer bizim geçmişe gidiş sebebimiz;

bu standart sahneden önce yazdığımız bir sahneye geri dönmek,

daha önce kasıtlı olarak karakterin ya da izleyicinin gözden kaçırmasını planladığımız bir detayı farklı bir açıdan göstermek,

izleyicinin zaten gördüğü bir şeyi karaktere göstermek için, fark etmesini yani bir şekilde duruma uyanmasını sağlamak,

karaktere ya da izleyiciye önceki sahnelerdeki bir olayı hatırlatmak,

kısacası karakterin mevcut sahneler içindeki anımsamaları için geri dönmekse, bu bir "Flashback" tir.

Biz yazarlar da bu flashback sahnelerin geçişlerini Cut to Flashback ve Back To ya da Back To Now u kullanarak yazarız. Sahne başlığının en sonuna da parantez içinde (FLASHBACK) olarak belirtiriz.Şablo üzerinden incelediğinizde daha açıklayıcı olacaktır.


Karakterlerin sahneler içinde kendi anımsamaları için, senaryodaki mevcut sahneler aralarında gezinmeleri değil de, izleyiciye karakterin geçmişiyle, henüz hikayenin ekrana yansıyan kesitinden çok önce gerçekleşmiş bir olayı göstermek için, bilgi verme amaçlı gidilen geçmiş zaman durumlarındaysa flashback kullanmıyoruz. Kaç yıl öncesine gittiğimizi, olayın hangi yılda nerde geçtiğini belirtmemiz sahne başlangıcında yeterli. Tabi eğer hikaye akışınızda bu çeşit bir kurgu varsa, sadece gidilen tarihi vermeniz yeterli değil. Senaryonuzun başlangıcında da şu an hangi yılda olduğunuzu belirten, yani izleyiciye yazarın Şimdi /Şu an dediği zamanın ne zaman olduğunu söyleyen bir tarih yazmalısınız.


Aşağıdaki zamanda yolculuk şablonunu, Flashback şablonundan sonra incelediğinizde, iki teknik arasındaki farkı daha net görebilirsiniz. Bu teknik de en az Flashback kadar önemli. İzleyicinin bilmediği ama karakterlerin anımsarken ya da geçmişe dönüp o günü hayal ederken gördüklerini izleyicinin de görmesini sağlamak için çok elverişli.

Tekrar altını çiziyorum, bu anımsamalar, filmin içinde zaten bir kere görünmüş bir sahneye geri dönüşse Flashback. Hiç görünmemiş bir olaya ilk defa gidiliyor, yani zamanda yolculuk yapılıyorsa bu flashback değil. Bir keresinde, sırf filmin konusu geçmişte geçiyor diye, her sahne geçişi Flashback şeklinde yazmış bir senaryo inceledim. Aman diyeyim. Standart sahne geçişlerini her zaman Cut to: olarak veriyorum. Ama ilerleyen içeriklerde, geçişleri incelerken, senaryonun farklı versiyonlarında kullanabileceğiniz farklı geçişleri detaylıca anlatacağım.


Bu arada, zamanda yolculuk demişken, Back To The Future / Geleceğe Dönüş (1985 - 1990) serisinin senaryolarını da incelemek ister misiniz? Burya tıklayarak ilk filmin senaryosunu inceleyebilir, dilerseniz ARŞİV sayfasından indirebilirsiniz.


Bu filmlerin senaryolarında flashback geçişi neredeyse hiç kullanılmamış. Zaman içindeki yolculukla gidilen tarihler ve dönülen şimdiki zaman, tarihleri sahne başlığında belirterek yazılmış.

Zaten kullanım mantığı gereği de bu şekilde uygulanması doğru.


Bu film serisini izleyeli çok uzun zaman oldu. Senaryolarını inceledikten sonra filmler üzerine söylenecek bir kaç şey daha olabilir. Eğer sizin dikkatinizi çeken benim göz ardı ettiğim bir nokta varsa mutlaka forumdan bana yazın. Bilgiyi güncelleyelim.


Şimdi eğer bu Flashback konusu yeterince kafanızı yakmadıysa, biraz da MEMENTO / MEMENTO (2000) filmi üzerine konuşalım diyorum.

Bu efsane film, aslında tamamen hikaye kurgusuyla efsaneleşmiş film diyeyim, orjinalinde bir kısa film. Kısa film hikayesinden bir uzun metraj film üretmiş Nolan kardeşler.


Ne kadar karmaşık ve giriftli bir hikaye örgüsü olduğunu biliyorsunuz. Eğer bu senaryo oturulup flashback cutlarıyla tasarlansaydı, tarihlerle boğuşarak, neredeydik, hangi zamandaydık, hangi zaman geldik, şimdi neredeyiz diye boğuşurken hiçbir şeyi sonuca ulaştıramaz, güel bir fikir olarak kenara kaldırırlardı. Muhtemeln bir süre de bu şekilde boğuşmuşlardır eminim. Ama sonra durup soruna bir çözüm bulmuşlar. Senaryoyu incelediğinizde bahsettiğim çözümü göreceksiniz.


Filmin senaryosunu da sizlerle paylaşıyorum. Buraya tıklayarak senaryoyu inceleyebilir, dilerseniz ARŞİV sayfasından indirebilirsiniz.


Ayrıca Buraya tıklayarak filmin senaryo analizini inceleyebilirsiniz.


Hatta şunu da izlemenizde fayda var. Videoda, Nolan MEMENTO'nun analizini yapıyor.


Üzerine daha söyleyecek bir şey bulamadım.

Teşekkürler!


Son olarak, Flashbackin iyi çalışması için çok önemli bir kural daha var.

Kafasının içinde, geçmişe gidip gelen ve izleyicinin bu anımsamasına eşlik ettiği karakterin, şimdiye geldiği zamanki tepkisini mutlaka vermen gerekiyor. Çünkü hikayendeki dramatik unsurların en yoğun çalıştığı anlar, dikkatleri karakterlerin hisleri üzerinde tutabildiğin anlardır ve böylesi anımsamalar ardından insanda başka bir hava, başka bir duygu hali olur, gözlerinde başka bir bakış. Nefes alıp verişi bile değişir. İşte bu yüzden geri döndüğünde karakterini sessizce ekranda gösterecek, onun o duygusunun izleyiciye iyice geçmesini sağlayacak bir kaç saniye tasarlaman şart. "Senaryoda Ses" başlığında değindiğim sessizliği böyle anlarda kullanmak çok etkileyici oluyor.


Hepimize bol şans!



0 görüntüleme