Tretman Nedir?

En son güncellendiği tarih: Nis 21

Yazabilirsin Sezon 1 / Senaryo // Bölüm 6 #tretman



Bir önceki videoda size, tretmanın bir senaryonun satışıyla hiçbir alakası olmadığını söylemiştim. Yani tretman sizin satış esnasında kullanabileceğiniz bir format değil.

Bunu kime söylerseniz söyleyin size "Saçmalama!" diyecektir. Eminim. İstediğiniz kaynağa bakın. Tüm açıklamalar ve tanımlar sanki tretmanın bir senaryonun satışıyla direkt ilişkisi varmış gibi yapılıyor. Bunun sebebi, aslında sinopsis ve tretmanın birbirine karıştırılması. Muhtemelen bir gün, bir yerde, birisi, kendisine projesini anlatan birinden, tretmanını yazıp getirmesini istedi ve bu dalga böyle yayılmaya başladı.


Peki kim haklı? Onlar mı Ben mi?

Haklı olmak gibi bir derdim yok. Böyle bir iddiam da yok. Sadece mantığını sıklıkla sorguladığım ve araştırdığım bir konuyu, elde ettiğim verilerle mantığıma yatan şekliyle size sunuyorum.


Önce Tretmanın ne olduğunu size açıklayayım. Sonra zaten bu tanım doğru cevabı bize verecektir.


Wikipedia Tanımı şu şekilde;

"Treatman veya geliştirim senaryosu, genellikle film, televizyon programı ve radyo oyunu için tasarlanır."


"... geliştirim senaryosu" kısımının altını özellikle çizmek isterim.


Benim tanımım da şu şekilde;

"Logline ı yazılmış, yani tüm kurgusu ortada olan bir hikayeyi senaryoya dokmeden once, mekan detaylari ve diyaloglar olmadan hikayenin akışı yani sahne sıralamasına göre akıttığımız formata Treman denir."

Yani senaryonun o detaylı ve ince çalışılan formatına girişmeden önce elinde olacak bir taslak. Senaryoyu yazmadan önce hikaye özerinde kolaylıkla planlama yapmanızı sağlacak, tüm revizyonlarda ve eklemelerde, hikayenin ana akışını kontrol edebileceğiniz bir sağlama aracı.


Marilyn Horowitz / Movie Outline adli web sitesinde yayinlanan yazisinda soyle demis;

"Bir tretman yazmak, senaryo yazarı olarak bir senaryo yazmayı taahhüt etmeden önce, bir fikri test etmenin hızlı bir yoludur."

Peki madem tretmanın senaryonun satışıyla bir alakası yok. Peki biz bu tretmanı neden hep satışla ilgili konuşmalarda duyuyoruz. Neden sürekli "Yapımcı Tretmanı görmek istiyor" "Tretman hazırlayalım haftaya toplantı var" "Tretmanı da bitirelim görüşmelere başlayalım" "Elinde tretmanın var mı?" gibi şeyleri sıklıkla duyuyoruz?



Staton Rabin // Script Mag isimli web sitesindeki makalesinde isyan etmis;

"Stop! Do NOT Write That Film Treatment!"

"Sektördeki bazı insanlar basitçe sinopsis ile tretman arasındaki farkı bilmemekte ve terimleri birbirinin yerine kullanmaktadırlar. Birisi "tretmanınızı" görmek isterse kaç sayfa okuyabileceklerini kendilerine sorun. Eğer bir iki sayfalık bir özet istiyorsa bu sinopsistir." Gerçekten görmek istedikleri şey bir tretmansa, bunlardan birinin yazılması, zaman ve çaba bakımından büyük bir girişimdir. Senaryonuz zaten sözleşmeli değilse tretman yazmaya çalışmayın. Tabi eğer senaryonuz ve tretmanınız zaten yazılı ve hazır değilse." diyor.


Yani bu sadece bizim ülkemize ait bir karışıklık değil. Genel olarak karıştırılıyor. Herkesin derdi doğru formatı doğru amaçla kullanabilmek.


İsterseniz bir senaryonun satışı hangi durumlarda gerçekleşebilir? Bunu bir gözden geçirelim. Böylece tretmanın satışla ilişkilendirildiği aşamayla ilgili bir fikrimiz olabilir.


Söz konusu olabilecek satış durumları;

1. durum; Senaryoyu yazmadan satmak

Eğer siz daha senaryoyu yazmadan, elinizdeki fikri yani bir logline ve sinopsisi satarak para almak ve aldığınız parayla senaryonuzu yazmak istiyorsanız, zaten tretman sunamazsınız. Çünkü eğer senaryo yazmaya vaktiniz yoksa emin olun tretman yazmak için de olamaz ve çünkü emek /harcanan zaman bakımından tretman ya da senaryo yazmanın arasında çok az fark vardır. Tretman yazmak asla senaryo yazmaktan daha kolay değil. Hatta bana göre daha zor. Çünkü senaryo yazarken elinizde iki tane temel rehberiniz var. Biri tretmanınız, diğeri ise karakter analiziniz. Teetman ana olay akışını ve sahne sıralamasını kontrol ettiğiniz rehber, Karakter Analizi de karakterlerin tutum, algı ve iletişimlerini kontrol ettiğiniz bir rehber. Bu ikisi iyi çalışılmış ve hazırlanmışlarsa senaryo yazmak inanılmaz kolay. Dolayısıyla bir tretman yazmak asla bir senaryo yazmaktan daha kolay olamaz. Tıpkı, bir senaryo içinde geçen tüm karakter için bir analiz hazırlamanın kolay olmadığı gibi. Karakter Analizi ile ilgili yazıyı 15.01.2018 tarihli blog yayınından okuyabilirsin.

Yani diyorum ki senaryo yazamadıysanız henüz, tretmanınız da yoktur.

Sakın yazayım diye zorlamayın. Eğer bir yapımcıyla bir masaya oturmak üzereyseniz, böyle bir fırsatınız varsa olabildiğince, anlaşmadan ve sözleşmeyi yapmadan bu kadar büyük bir işe girişmeyin. Yapımcıyı sinopsisle ikna edin ve senaryoyu görmek için onu heyecanlandırın, ona vadettikleriniz onu sizin yazabilmeniz için size yardım etmeye ikna etsin.

2. durum; Önceden yazılmış bir senaryoyu satmak

Demek ki herhangi bir şekilde karşılığını beklemeden 1 yıla kayın bir süre boyunca çalışmış, bir senaryoyu yazmayı ve bitirmeyi başarmışsınız. Bu büyük bir olay. Tebrikler. Bana göre bir senaryonun, iyi bir senaryonun yazılması için ortalama 1 yıla ihtiyacı var. Bu 1 yıl, fikrin ortaya konulması, gerekli araştırmaların yapılması, gözlemlerin tamamlanması, karakterlerin yaratılması, fikrin üzerine bir hikayenin kurulmaya başlaması, hikayenin bir kurgu ile tamamlanması ve bu kurgunun sahneler halinde ortaya konulması. Diyalogların yazılması ve senaryonun tamamlanması gibi her adımı inanılmaz önemli ve titizlikle çalışmayı zorunlu kılan bir süreç. 2 ayda yazılmış senaryolar görmedik mi? Gördük. 1 Haftada yazılmış senaryolar da gördük. Bu gözler neler gördü. Ama zaten burada olma amacımız olması gerekeni irdelemek.

Siz eğer bu işi doğru yaptıysanız, senaryo yazmaya bir logline ile başlamışsınızdır. Sonra oturup bir kaç taslak sinopsis yazmışsınızdır. Daha sonra bu sinopsiste kurduğunuz olay sıralamasını sahne bazında tretmana dökmüş, bir kaç taslak da tretman yazmışsınızdır. En içinize sinen taslağı bir senaryoya çevirmiş artık bir süreliğine işinizi kapatmışsınızdır. Bir süreliğine diyorum çünkü bi bir senaryo çekilmek üzere rejinin elinde sete girdiğinde bile ufak tefek de olsa değişikliklere uğrar. Zaten tretman bu yüzden çok önemlidir. Bu revizyonları uygularken hikayenin yolunu kaybetmemesi için elinizde bir çeşit rehber gibi.

Diyelim ki herşey tamam ve siz logline ı kullanarak yapımcıyı sizinle aynı masada oturmaya ikna ettiniz. Sonra Sinopsisinizi okuttunuz. Yapımcı merak içinde. Bir an önce daha fazla detay görmek istiyor.

Karakterlerinizi,

Onların nasıl konuştuklarını,

Tepkilerini,

Olayların gerçekleştiği anları,

Mekanları,

bu gibi detayları merak ettirdiniz demektir.

Bunları merak eden adama tretmanı verdiğinizde bu cevapları alabilecek mi?

Hayır.

Bunları ancak senaryodan alabilir.

Görüşmede o insana 15*30 sayfa arasında bir dosya ile gidemezsiniz. Orada hemen yanınızda okuyabileceği bir şey vermeniz lazım. Tretmanı verirseniz orda okumaz. Size 1 hafta içinde döneceğini söyler ama asla bir hafta içinde dönmez. Çünkü hala okumadı ve neler kaçırdığını bilmiyor. Başına oturmaıs için onu hala ikna edemedin.

Bu yüzden 1 sayfa Bir sinopsisi hemen görüşme esnasında ya da uzaktan iletişime geçtiyseniz işinizi sunduğunuz ilk mailde hemen okutmanız lazım.


Bu arada tretman ile birlikte karakter analizi göndermek de yapılan bir hata bence. Avantajı olacağı düşünülüyor ama bence olmuyor. Çünkü hayal kurmuyoruz. Genel olarak insanlarda gözlemlediğim bir hayal kurmaya direnme var. Bu zamanın değerli oluşundan mı, yoksa kendilerini zorlamaktan kaçınmaktan kaynaklı mı ya da gerçekten hayal kurma becerileri mi yok bilmiyorum. Ama genel olarak hayal edip, o verdiğini şeyleri ayrı ayrı okuyup bir araya getirmektense, onları bir aada tek seferde görmeyi tercih ediyorlar. Dolayısıyla, tretman ve karakter analizini yan yana yolladığınızda, okuduğu herhangi bir karakterin, okuduğu bir sahnede nasıl davranacağını ve ne söyleceğini hayal etmek yerine, senaryoda direkt okumayı tercih edeceklerdir. Hem bu zaten işe yarasa bile bir yandan da bir çeşit dezavantaj. Okuyan adam o karakterleri kafasında bambaşka konuşturabilir, bambaşka canlandırabilir. Sonradan senaryoyu gördüğünde ona yanlış hissettiğini düşündürdüğünde, senden de karakterden de işten de soğuyacaktır. Hata yapmış olmak ya da anlayamamış olmak her zaman okuyucuyu ve izleyiciyi yıkar. Üstelik onu yargılayamazsın çünkü herşeyi onun hayal gücüne bırakan sensin. Artık seninle o karakterin davranışları konusunda çatışabilir. Çünkü bambaşka fikirlere kapılmasına sen izin verdin.


İşte bu yüzden hem ortalığı karıştırmadan merak gidermek ve tam olarak sizin yarattığınız dünyanın çerçevesinde canlanan bir hayal gücüyle hikayeyi görebilmesi adına, senaryonuzu görmesi lazım. O kadar heyecanlanmış ve merak etmiş bir insanı ancak senaryo tatmin eder.


Yapımcı senaryoyu okuduktan sonra sizinle sözleşmeyi imzaladığında, siz bir yazar olarak satış sonrası senaryonun yazım ya da revizyon detaylarıyla ilgilenirken, yapımcıyı arada bir senaryonun gidişatıyla ilgili bilgilendirmek için ve herkesin kafasının net olmasını sağlamak için tretmanı kullanabilirsiniz.


Peki bir Tretman nasıl yazılır?

1- Öncelikle bir imza sayfası oluşturmalısınız. Bu sayfa filmin yani çalışmanızın adını, logline ınızı, yazarının ya da yazar ekibinin isimlerini, çekilecek ürünün türünü, süresini ve baş yazarın iletişim bilgilerini içerir. Ayrıca mesela bir derneğimiz ya da birliğimiz olsaydı onu kayıt numarasını da yazardık. Amerika da Amerikan Yazarlar Birliği numrasını yazıyor insanlar kapaklarına. Ne tatlı. Bu arada bu imza sayfası sizin sinopsis, tretman, senaryo ve karakter analiziniz dahil tüm dokümanlarının başına bir kapak gibi konulacak olan imza sayfasıdır. Dolayısıyla bir tane baştan hazırlayıp kenarda tutmakta fayda var. İmza sayfası da yine 12 punto büyüklüğünde, Courier ya da Courier New fontu ile yazılır. İlerleyen yayınlarda "İmza Sayfası Oluşturma" içeriğinde detayını ve örneklerini sizlerle paylaşacağım.


2- Olaylar, tretmanın başlangıcında ana karakterlerin tamamını göreceğimiz bir düzende akıyor olmalı. Diyalogları olmasa da karakterlerin başlarına gelen olaylardan ya da hislerinden onları yavaş yavaş tanımaya başlamalıyız. Bu zaten senaryo yazımının ve hikaye kurulumunun temel kurallarından biri. Genellikle ilk bir kaç sayfada anahtar karakterlerin tamamından kısa bilgiler duyacağımız bir olaylar serisi görürüz. Bazen senaryoda olayların akışına Prolog ya da Intro matematiği ile giriş yapılır. Sahneler akmaya başlamadan önce bu teknikle karakterleri, hikayenin türünü, filmin izleyiciye vaddettiklerini kısaca verir, devamına ilgiyi arttırırız. Bunun dışında bir de ilk defa bahsedilen bir karakterin karakter özelliklerinden kısaca bahsedilmeli, sonra onun olaydaki etkisine geçilmeli. Yani evet tratman yazmanın en önemli kuralı anahtar karakterleri olabildiğince baştan verebilmek ama tüm karakterleri öyle ya da böyle tanıtacaksak, mutlaka önce karakter özelliklerini vermek ve sonra olaya geçmek değişmez bir devam kuralı. Tabi ki bu madde için tamamen Karakter Analizi'nden yararlanacaksınız.

3-Kim? Ne? Ne zaman? Neden? Nasıl? Nerede? Bunları çok net bir şekilde tretmanda vermelisiniz. Çünkü cevabı verilmemiş her bir soru, senaryoda yeniden ortaya çıkcak ve senaryoda bu sorulardan herhangi birine cevap vermek sizi yeniden tretmana dönmek zorunda bırakacaktır. Birbiri ile bağlı olaylar örgüsünün aktarıldığı bir hikaye akışında, tek bir cevap bile yoktur ki diğer sorulara verilecek cevabı etkilemesin. Doğal olarak yanıtı düşünülmeden senaryoya taşınılmış bir soru, cevabı çoktan verilmiş pek çok soruyu da tratmana dönüp baştan ve yeniden sormanıza mecbur bırakacaktır sizi. Üstelik çoğu zaman tretmanı bitirip senaryo aşamasına geçtiğinizde bir yazar ekibiyle çalışacaksanız, o soruları size bir başkası da soracak ve bu cevanı olmayan sorular önce ekibin, sonra fazlasıyla sizin sonra da senaryonun tamamlanışının en büyük zaman kaybettiricisi olacaklar. Bu soruların tamamını tretmanın son taslağını ortaya koymadan cevaplamaya çalışmalısınız.


4- Kaç sayfa yazdıysanız bu toplam sayfa sayısını 4e bölün. 1 parcasını giriş için, 2 parcasını gelişme için, 1 parcasını ise sonuç için bölüştürün. Sinopsisi anlatırken, hikaye aktarımını temel kurallarından bahsetmiştim yani "Giris - Gelişme - Sonuç" akışı. Senaryoda bunlar "Serim - Düğüm - Çözüm" ya da "Kurulum - Çatışma - Çözülme" olarak geçer ve tüm bu aşamaların her birine Act. adı verilir.

Act. senaryodaki "Action" yani "Eylem" in kısaltmasıdır. Senaryodaki bir sürü eylemin içinde hepsini toparlayan 3 ana eylem. Pek çok senaryo 3 eylemli bir yapıda organize edilmiştir. Bu biçimde yazma geleneği tiyatrodan geliyor ve bu geleneği sonraları film yapımcıları izliyor.


Bu arada, Televizyon Dizisi ya da Televizyon Programları hariç tüm formatlar 3 ana Act. etrafında sekillenir. TV işleri ise bazen 5 Act. e kadar çıkar.

Peki bu Act. lerin her birinde neler olur? İzleyici bu aşamalarda neler alır? Neyi görmeli? Bu aşamaları yazarken nasıl değerlendirmeliyiz?

"Act."

Act. 1, Act. 2 ve Act. 3 'ün temsil ettiği aşamalar şu şekilde;


Act. 1 - Giriş / Serim / Kurulum

Act. 2 - Gelişme / Düğüm / Çatışma

Act. 3 - Sonuç / Çözüm / Çözülme


Act 1, Kurulum olarak adlandırılır. Durum ve karakterler tanıtılır muhtemel bir çatışmanın sinyalleri verilir. Bu klasik olarak bir senaryonun ortalama 30 dakikalık bir kısmıdır.

Çatışma olarak adlandırılan ve çoğunlukla 1 saat süren 2.Act çatışmanın başladığı ve krize ulaşana kadar genişlediği yerdedir. Ortaya atılan çatışmaların nasıl bir krize yol açtığını vermeli ve bu krizin karakterlerin üzerindeki etkisini dramatize etmelisiniz. Bu arada, dramatize etmekle, ajite etmek birbirinden çok farklı şeyler. Kesinlikle karıştırmayın.

Act 3 olarak anılan Çözüm genellikle ortalama 45 dakika sürer. Çatışma bir krizin yükseldiği ve sonra çözüldüğü yani finale giden aşamadır. Çatışmanının sonucuyla gelen çözümün etkisini özellikle dramatikleştirmelisiniz. Karakterlerin duygularına olan etkilerinden bahsetmelisiniz. Bu sonuç herkesi nasıl etkiledi.


Bu 4 temel kuralı uygularsanız, kusursuz bir tretman yazmış olursunuz bu da sizi kusursuz bir senaryo ve zamandan inanılmaz bir tasarrufla müjdeler. Senaryo bu işin en son çıktısı olarak defalarca kurcalanır, üzerinde çok oynanır. Yapımcıda ayrı, yönetmenin elinde ayrı, oyuncu da ayrı, rejide ayrı, sanat ekibinde ayrı. Her bir elde ayrı bir açıdan değerlendirilir ve gözden geçirilir. Ama kimse tratmanın son taslağında kurduğunuz o temeli sarsacak revizyonlarla gelmez artık. İşte o yüzden sonuçlandıktan sonra ufak tefek değişikliklerle sürekli kurcalandığı için en çok zaman alan şey senaryo gibi görünse de, iyi bir tretman size kesinlikle zaman kazandıracaktır.


Micki Grover // Wr'ters Store isimli web sitesindeki makalesinde;

"Tretmana ne kadar çok uğraşırsan senaryoyla o kadar az uğrasırsın." diyor.

Iste tum bu sebeplerden dolayi size, tretmanın bir senaryonun satışıyla hiçbir alakası diyorum.

Bir şeyin bu güne kadar o şekilde yapılmış olması onu doğru mu kılar?

Ya da çoğunluğun bu güne kadar bu işi şu veya bu şekilde yapmış olması herşeyi mantıklı mı yapıyor?

Eğer bu, dünya üzerinde geçerli bir kural olsaydı, başlangıçtan bugüne kadar herşey bir yerde birinin ilk başladığı şekliyle giderdi. Bir şeyin mantığı aranmazdı. Mantığa yatmadığı için değiştirilen hiçbir şey olmazdı.

Sorgulayın.

İnsanlığı sorgulamak geliştirdi.

Önce sorgulayın, sonra araştırın ve öğrenin.

Sonra kendi yolunuzu çizin.

Herkesin direnç gösterdiği, kabul edilmeyen bir yol olabilir.

Bu yol daha once hiç denenmemiş bir yol da olabilir.

Hatta keşke hep öyle olsa.


Siz deneyin.

Hepimize bol şans


http://www.filmmakers.com/features/screenwriting/treatment.htm

https://www.writersstore.com/what-is-a-treatment-and-why-do-i-need-one/

http://www.writersdigest.com/writing-articles/by-writing-goal/get-published-sell-my-work/does-your-screenplay-need-a-treatment-or-a-synopsis

https://www.screenwritinggoldmine.com/how-to-write-a-treatment/

http://www.movieoutline.com/articles/how-to-write-a-treatment.html




4,333 görüntüleme